Email
Sık Kullanılanlara Ekle
Lezzet Kuyumcu Eğitim Güzellik Turizm Spor Evlilik Çocuk Otomotiv Pet Mobilya İnşaat Tamirci Hizmet Temizlik Sigorta Nakliye
Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkına Türk Milleti denir. - M.K.Atatürk

14 Temmuz 2014 Pazartesi
Ne Mutlu Türküm Diyene !
Taceddin Dergâhı PDF Yazdır e-Posta
İstiklâl Marşı'nın yazıldığı mekân
"Taceddin Dergâhı'nın inşa tarihini Kanuni (1520-1566) dönemine kadar götürenler varsa da, genel kanaat, Taceddin Sultan'ın XVII. yüzyılda Bursa'dan Ankara'ya geldiği ve gerekli yapılaşmanın tamamlanmasından sonra, Bayramiye tasavvuf okulunun bir şubesi olan ve Aziz Mahmud Hüdaî ile şöhret bulan Celvetiyye tarikatı usulüne göre, irşad ile meşgul olduğu yönündedir.
Bugün ilk tesis edilen külliyeden geriye, Taceddin Camii, aynı çatı altında camiin batısında yer alan ve içerisinde Taceddin İbrahim ve oğlu Mustafa Efendi'nin metfun bulunduğu türbe, Taceddin Dergâhı, çeşme ve caminin güney cephesinde, etrafı duvarlarla çevrili hazire (mezarlık) kalmıştır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nda bulunan Yeni Şahsiyet Defteri kayıtlarına göre, 9 Zilhicce 1270/1853 tarihinde Şeyh olan Mehmet Galip Efendi'nin vefatı üzerine, büyük oğlu Mustafa Taceddin'in 3 Cemaziyelevvel 1317/1899 tarihinde Şeyh olarak atandığı anlaşılmaktadır (VGMA, Yeni Şahsiyet Def. 224/4014; Tafsil, 897).
Gurre-i Safer 1253/1837'de imamet görevine getirilen Hafız İbrahim Halife İbni Abdullah'ın ölümü üzerine, aynı göreve oğlu Mehmet Emin getirilmiştir. Mehmet Emin'in Mustafa ve Süleyman adında iki erkek çocuk bırakarak vefatı üzerine, imamet görevine Mustafa'nın isteksiz, Süleyman'ın da yetersiz bulunması sebebiyle 13 Zilkade 1309/1891'de Hafız Ali Efendi bin Ahmed455 tayin edilmiştir. Eskiden imamet ve hitabet ayrı görevlerdi. Hafız Ali Efendi 27 Cemaziyelevvel 1338/1919 tarihinde hitabet görevine de getirilmiştir. Ayrıca bu Şahsiyet Defterinde, İmam Tevfik Efendi'nin 20 Şubat 1929 tarihinde Hatipliğe tayin edildiği kayıtlıdır.
  
Bu durumda, Taceddin Dergâhı'nın son Şeyhi Mustafa Taceddin Efendi'dir. İmamet ve hitabet ciheti 1338/1919'a kadar Hafız Ali Efendi'nin uhdesindedir. Bu görev, 1929 yılında oğlu Tevfik Efendi'ye intikal etmiştir. Tevfik Efendi'nin hitabet cihetinden önce, imamlık görevine getirilip getirilmediği, getirildi ise hangi tarihte tayin edildiği konusu açık değildir. Ancak 1338/1919 tarihinde Hatiplik görevine getirilen babası Hafız Ali Efendi'nin bPVVI vefat tarihi, en azından mezkur tarihten daha sonra olacağına BU l| göre, imamet görevi uhdesinde kalmak kaydıyla bu tevcihin  yapıldığını varsayarsak, Tevfik Efendi'nin daha önceki bir tarihte  imamet vazifesine tevcihi biraz zor görülmektedir. Diğer taraftan böyle bir atama yapılmış olsaydı, Vakıflar Arşivi'ndeki söz konusu defterde kaydının bulunması gerekirdi.
Orhan Karaveli'nin Dedesi Tevfik Efendi ve Tevfik Efendi'nin büyük kızı olan annesi Raife Hanım'ın ağzından aktardığı şifahî bilgiler ile Devletin resmi kayıtları, birbirini tutmamaktadır. Şifahî bilgilerle resmi kayıtların birbirini tutmamasının yanında, yağlı güreşte kispet giyecek seviyeye kadar yükselen ve İstanbul Boğazını yüzerek geçecek kadar güçlü kuvvetli bir sporcu olan Mehmet Akif'ten "narin yapılı"(s.83) olarak bahsedilmesi, Akif'in, oğlu Emin ile birlikte Ankara'ya geldiği herkesçe bilindiği halde, anlatımda Emin'den hiç söz edilmemesi, Orhan Karaveli'nin "Bir Ankara Ailesinin Öyküsü" (Haziran 1999) adlı kitapta, M.Akif Ersoy ve İstiklâl Marşı'nın yazılmasıyla alakalı verdiği bilgileri, şüpheli hale getirmektedir. M. Akif'in karşılanmasında olduğu gibi, Ankara'da ikamet ettiği yerler ve İstiklâl Marşı'nın yazıldığı mekân için söylediği hususlar da tahkike muhtaçtır.
Kitapta anlatıldığına göre, M. Akif, Tevfik Efendi tarafından karşılanmış ve birkaç gün evinde misafir edilmiştir. Daha

 
 
sonra Akif, kendi isteği ile Tevfik Efendi'nin kullanmadığı cami müştemilatından imam evine geçmiş ve İstiklâl Marşı'nı bu evde yazmıştır (s.84-88). Diğerleri gibi bu bilgiler de gerçeği yansıtmamaktadır.
Tekke ve zaviyelerin kapatılmasına ilişkin 677 (30.11.1341/1925) Sayılı Kanun ve o dönemin teamülüne göre, daha önceden yürürlüğe konulan "Tekke, Zaviye ve Türbelerin Seddi Hakkındaki 2 Eylül 1341 Tarihli Hey'et-i Vekile Kararının Suveri Tatbikiyesini Mübeyyin Talimat" hükümleri; "Tekke ve zaviyelerden cami ve mescid olarak kullanılanların aynı amaçlarla kullanılmalarına devam edilmesini, mektep ittihazına elverişli olanlar varsa bunların da mezkur hey'etlerce tefrik edilerek idare-i hususiyelere (Özel idareler) devredilmesini"(md.2,3) öngörmektedir. Bu mevzuat hükümleri uyarınca birçok benzerleri gibi, Taceddin Dergâhı da o tarihlerde "avlulu ahşap mektep"olarak Ankara Vilâyeti İdare-i Hususiyesi (Özel İdare Müdürlüğü) adına devredilmiştir.
Çeşitli sebeplerle Hazine, belediyeler ve hususi idarelerin mülkiyetine geçen tarihî vakıf taşınmazların yeniden vakıflara iadesini öngören 7044 (10.09.1957) sayılı Kanun ve bu Kanunun uygulama şeklini gösteren Tüzük (19.12.1963) hükümleri uyarınca, tapunun 62 pafta, 275 ada, 25 parselinde kayıtlı 485 m2 bir saha üzerinde bulunan Taceddin Dergâhı'nın tapusu, 11.11.1986 tarihinde tekrar Vakıflar Genel Müdürlüğü adına alınmıştır. Dergâh'ın haricinde kalan taşınmazların (camii, hazire) mülkiyeti ise, "Taceddinzâde Mustafa Efendi Vakfı" adına kayıtlıdır. Tamamının yönetimi, diğer mazbut vakıflar gibi, Vakıflar Genel Müdürlüğüne aittir.
Resmi kayıtlara dayalı olarak verilen bu bilgiler, en ufak bir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde M. Akif Ersoy'un 24 Nisan 1920'de Ankara'ya geldiği andan itibaren Taceddin Dergâhi'nda kaldığını ve 17 Şubat 1921'de İstiklâl Marşı'nı bu mekânda yazdığını; iddia edildiği gibi cami bahçesinde Dergâh'tan başka herhangi bir yapı, küçük veya büyük bir ev bulunmadığını (s. 88) açık bir şekilde göstermektedir.
Mehmet Akif Ersoy tarafından Dergâh'ta yazılan şiir, TBMM tarafından 12 Mart 1921'de İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir. Bu dönemde M.Akif'in ailesi Kastamonu'da bulunuyordu. İstiklâl Marşı'nın kabulünden sonra M. Akif, Aslanhane Camii civarında Çakallı Hocanın evini kiralayarak Mayıs 1921'de çocuklarını Ankara'ya getirtecektir. Ordunun Sakarya gerisine çekilmesi üzerine, İstanbul'dan gelirken yaptığı gibi, "benim şehit olduğum yerde oğlum da ölsün" diyerek Emin'i yanında bırakacak ve diğer aile bireylerini aynı yılın Temmuz ayında Kayseri'ye gönderecektir. Yunan tehlikesinin geçmesi üzerine, birlikte gittikleri Trabzon Milletvekili Ali Şükrü'nün ailesi ile beraber M.Akif'in çocukları da Ankara'ya dönecektir. Bu defa da Akif, ailesini oturtmak için Taceddin Şeyhi'nin evini kiralamıştır. Mayıs 1923'te İstanbul'a dönünceye kadar ailecek bu evde oturdukları anlaşılmaktadır. 
Belirtilen tarihlerin gösterdiği gibi, Ankara'da ailecek oturulan her iki ev de, İstiklâl Marşı'nın kabulünden sonra kiralanmıştır.
Taceddin Dergâhı dahil, külliyenin tamamı Hacettepe Üniversitesi merkez kampusu içerisinde bulunmaktadır. 1986'da mülkiyet bütünleşmesinin sağlanmasından sonra, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından esaslı bir şekilde onarılmıştır. Bu onarım sırasında, cami ve türbedeki eklentiler kaldırılmış, Dergâh âdeta yenilenmiştir.
Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması için bir milletin ayağa kaldırılmasında manevî bir merkez olarak simgeleşen ve İstiklâl Marşı'nın aynı çatı altında yazılması sebebiyle tarihteki müstesna yerini alan Taceddin Dergâhı; her türlü bakımının üstlenilmesi, güvenliğinin sağlanması, çevre düzeninin yapılması, M.Akif Ersoy'a ait eşyaların toplanarak müze halinde düzenlenmesi şartlarıyla Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü'ne 16.07.1987 tarihinde 5 yıl süre ile tahsis edilmiştir. Vakıflar Genel Müdürlüğü, Hayır İşleri ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı'nda bulunan tahsis dosyasının tetkikinden, tahsis süresi bittikçe, karşılıklı mutabakatla yeniden uzatıldığı anlaşılmaktadır."
Taceddin Dergâhı iki katlı, ahşap karkas çatılı küçük bir yapıdır. Basık bir giriş katı ve normal bir kattan oluşur. Giriş katı servis, üst kat oturmaya mahsustur. İçi ve dışı beyaz sıvayla kaplı yapının çatısı, alaturka kiremitle kaplıdır.
Doğudan girilen bir ana kapı ve kuzeydeki bir servis kapısına sahip yapının altında bir hol ve üç adet dikdörtgen mekan yer alır. Üst katta iki adet dolap ve batıdakinde de bir ocak vardır.

 


 
Yapının kuzeyi kapalı, cami ve türbe tarafları bol pencerelidir. Yapı ahşap kafesli pencereleri, kireç sıvalı duvarları ile sivil mimarinin şirin yapılarından biri gibi gözükmektedir.
 
 

REKLAM AÇIKLAMALARI
ankara inşaat firmaları,ankara firmalar, şehir rehberi,ankarada nereye gitsek ,ankarada aktiviteler, ankara etkinlik,ankara events, ankarada gezilecek yerler,